Hiç bilmeyen bir kişiye Kendo'nun ne olduğunu anlatmanın en kolay yolu, spor olduğunu söylemektir. Çünkü kendonun dışarıdan göründüğü yüzü budur. Ellerinde birer bambu sopa tutmuş iki kişi birbirlerinin belirli bölgelerine vuruşlar yaparak hakemlerin onayladığı sayılar almaya çalışırlar. Üç sayının ikisini alan veya süre bitiminde önde olan taraf kazanır; diğeri kaybeder. Kendoda bireysel ve takım turnuvaları vardır. Hakemleri vardır. Turnuvaların birincileri, ikincileri, üçüncüleri ilan edilir. Ödüller verilir. Madalyalar takılır. Seçmeler yapılır. Kazananlar sevinir. Kaybedenler üzülür. Dışarıdan bakan birinin kendonun rekabetçi ve müsabık bir spordan daha farklı olduğunu düşünmesi imkansızdır. Aslına bakarsanız yıllardır kendo yapan çok büyük bir kesiminde bakış açısı farklı değildir.

Burada bir parantez açıp bu makale özelinde spor olarak kastedilen şeyin ve bunun neden Budo (Japon Savaş Disiplinleri) bakış açısından olumsuz bir algıya sahip olduğunu izah etmek gerekiyor. Aslında spor da tıpkı budo gibi insanı geliştirmeyi hedefleyen, insan merkezli ve faydaları tartışılmaz bir uğraştır. Ancak günümüzde bir çok rekabetçi ve müsabık sporda maalesef konu insan merkezli olmaktan çıkmış ve kazanmak veya kaybetmeye sıkışmıştır. Sporun insana getirdiği kazanımlar gözardı edilmektedir. Makale kapsamında eleştirilen spor kavramı işte bu kazanmak veya kaybetmekten ibaret görülen spor kavramıdır.
Maalesef günümüzde kendo, onu yapan bir çok insan için rekabetçi ve müsabık bir spor olarak görülmektedir. İnsana getirdiği asli katkılar gözardı edilmektedir. Özellikle genç nesillerin bakış açısından kendoda başarı müsabakalardaki sonuçlara indirgenmiştir. Dolayısıyla kaygı, hırs, kıskançlık, öfke, kibir gibi insan karakterinin güzelliğini gölgeleyen bir çok olumsuz duygunun kendo turnuvalarında yaşanması şaşırtıcı değildir.
Yazımda bahsetmek istediğim şey bugün kendonun ne olduğu değil de, aslında en başından ne olması istendiğiydi. Bunu anlatabilmek için Japonya Kendo Federasyonunun 1975 de yayınladığı "Kendo'nun Tanımı ve Amacı" adlı belgeye bakmak bence en iyisi olacak.
Kendo'nun Tanımı: Kendo, Japon kılıcının kullanım ilkelerinin uygulanması yoluyla insanın kendi doğasını disipline etmesinin bir yoludur.
Kendo'nun Amaçları:
- Zihni ve bedeni şekillendirmek
- Doğru yapılandırılmış bir eğitimle kılıç sanatında gelişmeye çalışmak ve bu çaba sayesinde diri bir ruha sahip olmak.
- Nezaket ve onuru hep el üstünde tutmak.
- Diğer insanlarla samimiyet üstüne kurulu ilişkiler kurmak
- Ve her daim gelişmek için gayret göstermek
böylece ülkeyi ve toplumu sevmek, ve tüm insanlığın barış ve refahına katkıda bulunmak |
|
Yukarıdaki metinin tercümesinde sizinde gördüğünüz gibi ne kendonun bir spor olduğundan bahsedilmekte ne de maçlarda başarılı olmak gibi bir hedef belirlenmektedir. Peki müsabaka kavramı o zaman kendoda neden var? Neden oldukça detaylı bir müsabaka sistemi mevcut?
Cevap çok basit aslında. Kendoda müsabaka sisteminin var olma nedeni birinin diğerinden daha iyi olup olmadığını ilan etmek değil, sadece kişinin kendi gelişiminin ne noktada olduğunu anlayabilmesi, eksik noktalarını görmesi ve dönem dönem yoğun çalışma motivasyonu sağlayabilmesi için bir araç olmaktır. Kendo çalışmanın amacı maçları kazanmak değil, gelişmek ve yukarıda belirtilen diğer amaçlara ulaşmaktır. Müsabaka sistemi kendoda temel bir ölçme değerlendirme aracıdır. Bu açıdan bakıldığında oldukça faydalıdır. Eğer bu sistem olmasaydı kişinin gelişimini değerlendirmek ve ne yönde evrilmesi gerektiğini belirlemek oldukça zor olurdu.
İşin bir diğer yönü de insanın zor durumlar karşısında tutunacağı tavrın güçlendirilebilmesi için belirli bir oranda strese maruz bırakılması gerektiğidir. Bu kurgulanmış ve aslında zararsız olan strese maruz bırakma yöntemi, bir tür aşılama etkisi yaparak insanın gerçek hayattaki tutumunu güçlendirir. En azından teoride beklenen etki budur. İşte müsabaka dinamiği bu amaç için kullanılabilecek bir araçtır. Öncesinde geçirilen hazırlık süreci, kazanma baskısı, hakemlerin ciddiyeti, izleyen seyircilerin alkışları, turnuva sonunda takılan ufak tefek madalyalar ve benzerleri hep bu amaca hizmet eder. Böylece müsabıkların kendilerini aslında güvenli ve ölçülü bir psikolojik baskı altında hissetmeleri sağlanmaya çalışılır.
Lakin, insan karakteri zayıflıklar ve hastalıklarla doludur. Bu nedenle doğru yolda ilerlemek zordur. Eğer kişi dikkat etmez ve her daim doğru yönlendirilmezse ihtiraslarının ve korkularının etkisiyle kolayca yanlış yollara sapabilir. Psikolojik olarak zayıf, ahlaki yönden gelişmemiş ve egosu üzerinde yeterli kontrole sahip olamayan insanlar için müsabaka çok yıkıcı bir kendini ispat eylemine dönüşebilir. Böylece aslında gelişimsel bir araç olan müsabaka zamanla kendo yapmanın yegane amacı haline gelir. Bu duruma düşmüş biri için kazanmak bir tatmin, kaybetmekse bir acı kaynağıdır. Kendo'nun insan gelişimine getirdiği diğer kazanımlar artık kişiye uzaklarda anlatılan bir masal gibi gelmeye başlar. Kendo ile ilgili diğer her şey müsabakalarda alınan sonuçların gölgesinde kalır.

Yukarıda bahsettiğimiz durum meydana geldiğinde kişi için kendonun o güzel amaç ve faydalarından bahsetmek artık abesle iştigaldir. Bütün kendo eğitimi sadece müsabaka hazırlığından ibaret görülmeye başlanır. Oysa ki anlaşılması gereken nokta müsabakanın ve hatta kendonun kendisinin dahi aslında gelişimsel bir araç olduğudur. Kendo araçtan amaca dönüştüğünde artık yukarıdaki bahsi geçen hedefler anlamlarını yitirir. Geriye sadece bir oyun veya bir spor kalır.
İşte kendo için olmaması gereken tam da budur. Yaşlı hocaların hep bahsettiği, gençlerin hiç anlamadığı tam da budur. Korunmaya çalışılan kendo mirası tam da budur. Ve bir spor olmaması gereken kendo tam da budur.
Tüm bu yazdıklarımdan sonra okuyucunun kendo'da müsabakaların olmaması gerektiği gibi bir fikri savunduğumu sanmasını hiç istemem. İşin gerçeği müsabaka dinamiği kendonun atası olan kenjitsudan evriminin önemli bir parçasıdır. İlk defa bambu kılıcın icat edilmesi, eski kılıç okullarının öğrencileri arasında ve okulların birbirleri arasında can güvenliğini riske atmadan becerilerinin test edilmesini mümkün kıldı. Kendo bu şekilde evrimleşti. Yani kendoda bulunan müsabaka dinamiği kendonun ilk ortaya çıktığı dönemlere kadar uzanır. Bunu kendodan çıkarmak elbette mümkün değildir. Hiç müsabakaya katılmadan kendo yapmaksa bu güzel eğitsel araçtan kendimizi mahrum bırakmak olur.
Önemli olan bu güzel gelişimsel aracı, amaç haline getirmemektir. Ne galibiyetin sarhoşluğuna ne de mağlubiyetin dramına kapılmadan, korkulara ve ihtiraslara yenilmeden, alınan sonuçlardan dersler çıkararak bir sonraki müsabakada elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak yegane amaç olmalıdır. Yol budur.